Bu sitede bazı çerezler bulunmaktadır. Siteye göz atmak için devam edin.

Bulmaca Karelerinden Umuda Projesi ( BuKa )

 

Dünden Bugüne BuKa

Anadolu Vakfı bursiyeri üniversite öğrencileri olarak, 2018 yılı Eylül ayı içerisinde görüşmelerine başladığımız, aynı yılın Kasım ayında ilk etkinliğimizi gerçekleştirdiğimiz BuKa projesiyle amacımız yaşlı bireyleri psikososyal olarak desteklemek ve demansı geciktirmekti.

Gönüllülük lokomotifinde ilerlediğimiz projede, Kasım ayından bugüne dek geçen sürede düzenli olarak her ay 2’şer ziyaret yaptık. 5 kişilik ekibimiz haricinde de oldukça fazla destek gördük: Anadolu Grubu çalışanları, fakülte hocalarımız, bizi gören, duyan kim varsa bizleri hiç yalnız bırakmadı. Hep beraber gerçekleştirdiğimiz kalabalık etkinliklerimiz hiç şüphesiz en keyifli olanlardı.

Bugüne kadar geçen 7 aylık sürede gerçekleştirdiğimiz 11 etkinliğimizde, ekip üyeleri olarak toplamda 72 saat gönüllülük yaptık, 25’ten fazla misafir, 2 halkoyunu ekibi, 1 öğrenci kulübü ağırladık. Birlikte sosyal etkinlikler, müzikli, danslı günler, film saatleri yaptık; önemli günlerde günü anlatan sunumlar düzenledik.

Aynı zamanda MOCA (Montreal Cognitive Assesment) Testi başta olmak üzere, çeşitli kognitif testler, bulmacalar ve matematik oyunları ile Alzheimer’a yönelik faaliyetler de gerçekleştirdik. Yaşlılarımız için her ay düzenlediğimiz 2 ziyaret, bir nevi okul oldu. Onlar da bu motivasyonla etkinliklerimize eksiksiz katılmaya, sorularımızı cevaplamaya özen gösteriyorlar.

Öte yandan, projemizin özel amaçlarından birisi de huzurevinin ve orada yaşayan yardıma muhtaç yaşlıların yaralarına merhem olmaktı. Bu amaca hizmet etmek için huzurevimizin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik girişimlerimiz oldu. Bunun yanında ağırladığımız misafirler sayesinde ihtiyacı olan iki yaşlımız da ameliyat imkânı buldu.

Anadolu Vakfı bursiyerleri olarak, biliyoruz ve inanıyoruz ki, “Yeterince isteyen her şeyi yapabilir.” ve “Maraton koşuları bile tek bir adım ile başlar.” BuKa özelinde, bu yazıyı okuyan herkesi toplumsal fayda uğruna projeler geliştirmeye veya var olan projelere destek olmaya davet ediyoruz.

 

Yakup GÖZDERESİ

BuKa Projesi Ekip Lideri

 

Gönüllülük Üzerine Röportaj

Vakfın gönüllüsü olarak bir sosyal sorumluluk projesinde yer almak nasıl bir etki uyandırdı? Size sağladığı katkılar oldu mu?

Günümüzde hızla ilerleyen demografik, ekolojik, sosyokültürel ve teknolojik değişimlerin yaratmış olduğu toplumsal sorunlara karşı her zamankinden daha fazla dayanışma içerisinde hareket etmemiz gerekirken ne yazık ki bireysel değerlerin ön plana çıktığı bir toplumsal yapıya doğru evriliyoruz. Kurumların, örgütlerin ve şirketlerin sosyal sorumluluk projelerini besleyecek insan kaynağını bulmakta zorlandığını göz önünde bulundurursak toplumu oluşturan bireyler olarak bizlerin toplum için çok az çaba harcadığımız gerçeği bir insanlık problemi olarak önümüzde durmaktadır.

Günümüzde giderek artan şehirleşmeyle birlikte hepimiz iş ve sosyal yaşam rutinimiz içeresinde günlük meselelerimiz arasında kayboluyoruz. Bu alanda yapılan araştırmaları incelediğimizde Sabahattin Ali’nin ‘’İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir’’ sözünde belirttiği gibi toplumsal eksiklikleri giderecek yapıcı eylemleri hayata geçirebilen bireylerin kendi kişisel hayatlarına da bunu yansıttıklarını, toplum için artı değer üretme duygusunun psikososyal gelişimlerine katkı sağladıklarını ve dünyaya farklı bir şekilde bakabildiklerini görmekteyiz.

Bende tüm bu duygularla bir yerden başlamak gerektiğini düşünerek, bu alanda çok önemli katkı ve çalışmaları bulunan Anadolu Vakfı ekibine kendileriyle birlikte çalışma talebimi ilettim. Kendileri de beni içten bir şekilde karşılayarak Bulmaca Karelerinden Umuda projesini yürüten bursiyer arkadaşlarımızla bir araya gelmemi sağladılar.

Çocukluk ve gençlik dönemlerimde çeşitli sosyal sorumluluk projelerine katılım sağlamış, bu çalışmaların kişisel gelişimime çok değerli katkıları olduğunu deneyimlemiştim. Alzheimer farkındalığı özelinde, yaşlı bireylere psikososyal açıdan destek sağlamayı amaçlayan BUKA projesinde onlarla birlikte hafıza egzersizleri yapmak, toplumun çok değerli bir parçası olduklarını onlara hissettirecek çeşitli etkinliklerde yanlarında olabilmek benim için unutulamayacak bir deneyimdi. Günlük yaşamımızda nasıl ki sosyal yaşamımızdan besleniyorsak bir süre sonra anlıyorsunuz ki onlara bir şeyler vermeye çalışırken aslında çok daha fazlasını siz onlardan alıyorsunuz.

BUKA projesinde yaşlı bireylerle yapmış olduğumuz samimi sohbetlerde farkettim ki aslında her yaşlı birey koca bir ömrü anlatan gerçek bir roman. Örneğin 2. Dünya savaşı sırasında Rus ordusunda Alman nazilerine karşı koymuş olan Arnavut göçmeni Ali amcadan dinlemiş olduğum hikayeler bende tarihi bir romanın sayfalarında o romanın yazarıyla gerçek bir yolculuğa çıkmış hissi yaratmıştı. 1950 yıllındaki şarkı yarışmasında 2.’lik sahibi Ayten teyzenin ben gitarla ‘’papatya gibisin beyaz ve ince’’ şarkısını çalarken şarkıya tango yaparak büyük bir keyifle eşlik etmesi hayatta küçük şeylerden büyük mutluluklar elde edebileceğimiz konusunda da adeta bir ders niteliğindeydi. Etkinlikler sonrası ofiste masama döndüğümde hissettiğim iç huzuru ve bir Anadolu Grubu çalışanı olma gurunu ise ifade etmek gerçekten zor. 

Bence sosyal sorumlulukta kilit nokta kesinlikle karşılık beklemeden insanlık ve toplum yararına elinizden geldiğince ve zaman bulabildiğinizce katkı vermeye çalışmak. Süreç boyunca zaten göreceksiniz ki harcadığınız emek ve zamanın çok daha fazlasını çeşitli şekillerde geri almışsınız.

 

Vakfın faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İçinde bulunduğumuz toplumsal sorunlara yönelik farkındalığın yaratılması ve çözümler sunulabilmesi amacıyla özellikle sağlık ve eğitim alanlarında yoğunlaşan Anadolu Vakfı faaliyetlerinin, günümüzdeki birçok toplumsal soruna kurumsal bir bakış açısıyla etkin ve sistematik çözümler sağlanabilmesi açısından oldukça değerli olduğu görüyorum. Anadolu Vakfı’nın bu alanda sahip olduğu 40 yıllık birikimi ve birçok insanın hayatına dokunan çalışmalarını göz önünde bulundurduğumuzda ülkemizde uzun vadeli sürdürülebilir sosyal sorumluluk projelerinin yaratılmasındaki katkısının da çok önemli olduğu düşünüyorum.

Bu alanda yapılan projeleri incelediğinizde sosyal sorumluluk projelerinde karşılaşılan en büyük sorunların bu çalışmaların sürdürülebilir başarıyı sağlayacak olan yaratıcılıktan ve bilinçli örgütlenmeden yoksun olmasından kaynaklandığını görüyoruz. Çünkü günümüzde hızla artan ekolojik, demografik ve sosyokültürel dönüşüm geçmişten farklı şekilde farklı disiplinleri bünyesinde barındıran problemleri de karşımıza çıkarmaktadır. Anadolu Vakfı’nın alanında uzman kişileri süreçlerine entegre ederek oluşturmuş olduğu yenilikçi bakış açısının bu sorunlara yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir çözümler sağlanabilmesi noktasında oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda kendi deneyimimden yola çıkarak ifade etmek isterim ki, gönüllülük projelerine katkı sağlamak isteyen çalışanlarının ve bursiyerlerine, sosyal sorumluluk girişimlerinin fikir safhasından itibaren de her türlü desteği sağlaması ve içlerindeki potansiyeli açığa çıkartmalarına da aracılık ediyor olmasının ülkemizde az bulunan kurumsal kimlik özelliklerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Elbette ülkemizde ve vakfımızda sosyal sorumluluk kapsamında geliştirilmesi ve yenilenmesi gereken birçok yön var. Ancak Anadolu Vakfı’nın bu gelişim sürecinde Türkiye de öncü rol oynayan kurumlardan biri olması hepimiz için çok önemli bir değer diye düşünüyorum.

 

Genç bursiyerlerin bu tip çalışmalar içinde olması hakkındaki düşünceleriniz neler?

Sosyal sorumluluk bilincine sahip genç arkadaşlarımızın, organize bir şekilde bir araya gelerek toplumsal faydaya yönelik eylemlerde bulunmasının günümüzde nadir bulunan bir özellik olduğunu ve mutlaka desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü günümüzde tehlikeli boyutlara ulaşan ekran ve sosyal medya bağımlılığı ile birlikte artan bireyselleşmeyle birlikte, sosyal ve fiziksel çevreye karşı duyarsızlaşmanın bilhassa genç arkadaşlarımız üzerinde etkili olduğunu görüyoruz.

Anadolu Vakfı bünyesinde sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunan bursiyer arkadaşlarımızın da geleceğe dair umutlarımızı yeşertmeleri açısından da çok değerli olduklarını düşünüyorum. Onlarla bir arada iken yoğun ders programlarının arasında bu faaliyetlere zaman ayırmalarını, deneyim ve sevgilerini insanların yararına kullanmaya çalıştıklarını görmenin beni oldukça etkileyen bir etken olduğunu belirtmek isterim.

Toplumsal sorunlarımıza çözüm sağlayabilme amacıyla yapmış oldukları bu çalışmalar onların kişisel gelişimlerine ise tartışmasız çok büyük katkılar sağlayacaktır. Bir soruna karşı bilinçli bir şekilde örgütlenebilme, yaratıcılık, iletişim, empati ve farkındalık gibi çok önemli nitelikleri bünyelerine kazandıracaklardır. Projeler boyunca hangi konularda iyi olup hangi yönlerini geliştirmeleri gerektiğinin bilincine varacaklar ve almış oldukları bu önemli sorumluluklar onların gelecek yaşamlarına hazırlanmasında şüphesiz çok önemli köşe taşlarından olacaktır.

Onlarla birlikte geçirmiş olduğum süre boyunca gözlemlerim de aslında bu niteliklerin birçoğuna da daha şimdiden kazanmış olduklarıdır. Bu da Anadolu Vakfı faaliyetlerinin çeşitli boyutlarda insan yaşamlarına dokunan ne kadar önemli bir kurum olduğunun da en büyük kanıtıdır diye düşünüyorum. Ben bu genç arkadaşlarımıza sadece kurumların değil toplumun da sahip çıkmasının ve desteklemesinin yollarının aranması gerektiğini, yurt dışındaki üniversitelere kabul edilirken dahi aranan bu tarz niteliklerin ülkemizdeki eğitimine de bir artı değer olarak yansıtılmasının sosyal sorumluluk projelerinde rol oynamak isteyen arkadaşlarımızı motive edecek olan bir etken olacağını değerlendiriyorum.

Eklemek istedikleriniz, varsa iletmek istediğiniz mesajınız nedir?

Burada eklemek istediğim şey aslında Anadolu Grubu çalışanı olan arkadaşlarıma yönelik. Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında katılmış olduğum bir konferansta konuşmacılardan biri günümüzde artan çeşitli sorunlardan bahsederken çalışanların aslında birçoğunun toplum adına bir şeyler yapma duygu ve isteğine sahip olmasına rağmen kısa vadeli gündemleri ve ataletsizlikleri nedeniyle bu projelere katılımlarının oldukça düşük seviyelerde kaldığını iletmişti. Katılımcılığın özellikle ülkemizde giderek azaldığını belirtmişti. Bende iş yaşamımda arkadaşlarımla sohbet ederken aslında birçoğunun bu tarz çalışmalara çevrelerinde çeşitli şekillerde veya gönülden destek vermelerine rağmen örgütlü şekilde hareket edemediklerini gözlemliyorum. Birçoğu da nereden ve nasıl başlayacağı konusunda tıkanıp kalıyor. Ancak yoğun iş ve sosyal yaşamları arasında toplum ve insanlık faydasına bir çalışma içerisinde ben mutlaka yer almaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Sosyal sorumluluk projeleri içerisinde yer almanın onların iç huzur ve verimlilikleri üzerinde çok önemli değişimlerin yolunu açacağını düşünüyorum.  Nereden ve nasıl başlayacakları konusunda da bence Anadolu Vakfı ve değerli üyeleri çok büyük bir fırsat.

Aynı zamanda tüm bu süreç boyunca beni aralarına içtenlikle kabul eden ve bursiyer arkadaşlarımızın çalışmalarında onların yanında olabilme fırsatını tanıyan değerli Anadolu Vakfı ailesine de teşekkür ederim.

 

Mehmet Gözde

ANADOLU ISUZU OTOMOTİV SAN. TİC. A.Ş.

Yedek Parça Bölge Satış Sorumlusu